İnsan deneyiminin en karmaşık ve tartışmalı alanlarından biri olan estetik beğeni, modern dünyada "kitsch" kavramı etrafında keskin bir bölünme yaşamaktadır. Özellikle kitle müziği yapıtları söz konusu olduğunda, bu sessel ürünlerin neden bazıları tarafından tehlikeli birer manipülasyon aracı, bazıları tarafından ise masum birer eğlence kaynağı olarak görüldüğü sorusu, müziğin teknik yapısından ziyade toplumsal işlevine işaret eder. Müzik, sadece duyulan bir ses dizilimi değil, bireyin dünyayı anlamlandırma biçiminin ve toplumsal kimliğinin bir parçasıdır. Bu bağlamda kitsch, "duyguların standardizasyonu" ile "estetik özgürlük" arasındaki o ince çizgide durmaktadır.
Modernizm döneminin eleştirel bakış açısına sahip düşünürleri için kitsch, kitleleri pasifize eden ve eleştirel düşünme yetisini körelten bir "kültür endüstrisi" ürünüdür. Bu perspektife göre, kitle müziği yapıtları, önceden sindirilmiş duygu kalıpları sunarak dinleyiciyi zihinsel bir çaba harcamaktan kurtarır. Eğer bir yapıt, dinleyiciye ne hissetmesi gerektiğini hazır bir reçete gibi sunuyorsa, orada özgün bir sanatsal deneyimden bahsetmek güçleşir. Bu durum, bireyin toplumsal gerçeklikten kopmasına ve sahte bir mutluluk illüzyonu içine girmesine neden olabilir. Konuya dair eleştirel bir tespitte şu ifadelere yer verilir:
"Kültür endüstrisi, kendi ürünlerini tüketime hazır birer meta olarak sunarken, bireyin estetik deneyimini standartlaştırır ve onu eleştirel bir fail olmaktan çıkarıp pasif bir alıcıya dönüştürür" (Adorno, 2011, s. 45).
Bu "tehlikeli" ve "manipülatif" bulma eğilimi, aslında yüksek kültür ile popüler kültür arasındaki hiyerarşik ayrımdan beslenir. Klasik müzik gibi daha karmaşık ve yapısal bütünlük gerektiren türlerin karşısında, kitsch olarak kodlanan yapıtların basitliği, bir "yozlaşma" belirtisi olarak okunur. Oysa postmodern süreçlerle birlikte bu bakış açısı büyük bir dönüşüme uğramıştır. Yeni dönem düşünürleri ve sosyologlar, kitsch'i bir "estetik demokratikleşme" alanı olarak görmeye başlamışlardır. Bu yaklaşıma göre, herkesin karmaşık estetik formları tüketecek zamanı veya kültürel sermayesi olmayabilir; bu noktada kitsch, bireye erişilebilir bir haz ve duygusal bir süreklilik sağlar.
Psikolojik bir mercekten bakıldığında, kitsch'in "masum ve eğlenceli" görülmesinin nedeni, onun insan belleğiyle kurduğu nostaljik bağdır. İnsanlar, çocukluklarından veya gençliklerinden kalan o "tanıdık" melodilerde kendilerini güvende hissederler. Kitle müziği, bireyin kendi kişisel öyküsünü inşa etmesi için gerekli olan sessel malzemeyi sağlar. Bir yapıtın "basit" olması, onun bireyin hayatındaki anlamını küçültmez; aksine, o basitlik yapıtın daha geniş kitlelerce sahiplenilmesine imkan tanır. Estetik beğeninin bu haz odaklı yönü üzerine şu saptama oldukça dikkat çekicidir:
"Müzikaller veya yumuşak yapıtlar gibi daha 'hazmedilebilir', işlenmesi daha kolay alt türler genellikle daha zorlayıcı türlere tercih edilmektedir; bu durum estetik beğeninin haz ve ilgiye bağlı iki süreç olarak görülmesi gerektiğini hatırlatır" (Huber, 2023, s. 1).
Teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme süreci, kitsch'in algılanış biçimini de kökten değiştirmiştir. Müziğin her an erişilebilir hale gelmesi, yapıtın o eski "biricikliğini" ve "kutsallığını" sarsmıştır. Eskiden bir sanat yapıtının etrafında örülen o gizemli aura, kitle iletişim araçlarıyla birlikte dağılmıştır. Ancak bu durum, sanatın yok oluşu değil, kitlelere mal oluşu olarak da yorumlanabilir. Dijital çağda birey, kulaklıkları aracılığıyla kendisine ait bir ses baloncuğu yaratır ve bu baloncuğun içine neyi alacağına kendisi karar verir. Bu, elitist bir kaçıştan ziyade, bireyin kendi psikolojik uzamını yönetme becerisidir.
"Müziğin bollaşması ve artan sanallığı, eski aurasının bir kısmının kaybolmasına yol açar; bu süreçte bireyler müziği, kendilerine öznel duruşlar ve kimlikler oluşturmak için kullandıkları bir malzeme olarak görürler" (Mazierska, Gillon & Storm, 2018, s. 18).
Peki, kitsch gerçekten de düşünceyi öldüren bir zehir mi, yoksa hayatın karmaşasında bize eşlik eden masum bir dost mudur? Bu sorunun yanıtı, bireyin o yapıtla kurduğu ilişkinin niteliğinde gizlidir. Eğer müzik, sadece dış dünyadan kaçmak için kullanılan uyuşturucu bir etki yaratıyorsa, manipülatif tarafı ağır basıyor olabilir. Ancak aynı müzik, bireye kendi duygularını tanıma, toplumsal bağlar kurma ve hatıralarını canlı tutma fırsatı veriyorsa, burada insani bir deneyimin zenginliğinden bahsedilebilir. Müzik, bu yönüyle bireyin "kendilik teknolojisi" haline gelir:
"Müziği aktörlerin kendilerine ve başkalarına estetik faaliyet biçimleri ve bununla birlikte öznel duruşlar ve kimlikler oluşturmak, doldurmak ve tamamlamak için kullandıkları bir malzeme olarak sunar" (DeNora, 2000, s. 107).
Sonuç olarak, kitsch'e yönelik yaklaşımların farklılığı, müziğin sadece teknik bir olgu değil, toplumsal hiyerarşilerin ve psikolojik ihtiyaçların bir savaş alanı olmasından kaynaklanır. Modernist eleştiri, kitsch'in sunduğu "hazır duyguları" bireyin özerkliğine bir tehdit olarak görürken; daha esnek yaklaşımlar, bu yapıtların günlük yaşamın sürdürülebilirliği üzerindeki iyileştirici etkisini vurgular. Belki de kitsch, modern insanın hem en büyük zayıflığı hem de en sadık sığınağıdır. Müzik dönemleri ve zevkler değişse de, insanın o "tanıdık ve sıcak" tınıya olan ihtiyacı, kitsch'i her zaman gündemde tutmaya devam edecektir. Son kertede sormak gerekir: Estetik mükemmellik peşinde koşarken, bizi biz yapan o küçük ve "rüküş" mutlulukları feda etmeye gerçekten değer mi?
Kaynakça
Adorno, T. W. (2011). Kültür Endüstrisi Kültür Yönetimi. (Çev. N. Ülner, M. Tüzel & E. Gen). İstanbul: İletişim Yayınları.
DeNora, T. (2000). Music in Everyday Life. Cambridge: Cambridge University Press.
Huber, M. (2023). Zevk Farklılıkları ve Popüler Müzik Türleri. Frontiers in Psychology, 14, 1-13. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2023.1062146
Mazierska, E., Gillon, L., & Storm, C. (2018). Popular Music in the Post-Digital Age: Politics, Economy, Culture and Technology. New York: Bloomsbury Academic.
____________________________________
Not: Metinler, “deneme yazıları”dır. Nesnel yaklaşımlarla oluşturulan metinlerin konusu, kurgusu, başvuru-kaynakları tarafımca belirlenmiş, dil ve akış yönünden yapay-zeka (AI) ile geliştirilmiştir. Safa Olgun
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.