Siz hiç bir sinema perdesinin karşısında, görüntüler henüz akmaya başlamamışken duyulan o ilk derin tınlamanın ruhunuzda yarattığı dalgalanmayı fark ettiniz mi?
Görüntü bizi bir dünyaya davet ederken, o dünyayı "hissedilir" kılan, mantığın süzgecinden geçmeden doğrudan kalbe sızan o görünmez mimar nedir?
Belki de modern sanatın en büyük muamması, sesli sinemanın ortaya çıkışıyla birlikte müziğin, salt bir eşlikçi olmaktan çıkıp izleyicinin duygusal evrenini inşa eden, hatta kimi zaman onu yeniden kurgulayan bir özneye dönüşmesidir.
"Biz müziği anlamıyoruz, o bizi anlıyor" diyen o eski felsefi sezgi, film müziği estetiğinin merkezinde duran o devasa hakikati fısıldar: Müzik, bizim henüz adını koyamadığımız duyguların dilidir (Adorno, T. W., Aesthetic Theory, s. 2).
Film müziği estetiği, yalnızca teknik bir düzenleme değil, bir "diyalektik birlik" sorunudur.
Modernist bir bakış açısıyla yaklaştığımızda, müziğin sinemadaki varoluşunun, sessiz dönemdeki o "boşluğu doldurma" işlevini çoktan aştığını görürüz. Sessiz film çağında müzik, belki de projektörün gürültüsünü bastırmak ya da o rahatsız edici sessizlik boşluğunu yamamak için oradaydı; ancak sesli sinemanın gelişiyle birlikte müzik, kurgusal dünyanın ontolojik bir katmanı haline geldi (Kivy, P., Music, Language, and Cognition, s. 67-73). Peki, bu katman bizim duygularımızı nasıl yönlendirir? Bir film karesinde gördüğümüz o hüzünlü yüz, kulağımıza çalınan düşük tempolu ve minör tınılı bir ezgiyle birleştiğinde neden içimizde gerçek bir keder uyandırır? Müzik, görselin çok anlamlılığını belirli bir duygu kalıbına dökerek, izleyicinin "doğru" yorumu yapmasını sağlayan bir rehber midir, yoksa duygularımızın gizli bir yöneticisi mi?
Müziğin bu manipülatif gücü, onun insan evrimi ve psikolojisiyle olan derin bağından beslenir. Bilişsel bilimlerin de işaret ettiği üzere, amigdala gibi beynin korku ve heyecan merkezleri, müzikal gerilimlere ve uyumsuzluklara (dissonance) anında tepki verir. Uyumsuz bir akorun yarattığı tekinsizlik hissi, perdedeki karakterin yaşadığı kıskançlığı ya da yaklaşan bir tehlikeyi bize henüz sahne gerçekleşmeden anlatabilir (Cupchik, G. ve diğerleri, Understanding Aesthetics, Creativity and the Arts, s. 249-250). Burada gerçekleşen şey, müziğin "Biz" diyerek konuşmasıdır. Sanat eseri, bireysel bir "Ben"in ötesine geçerek, kitle müziği ve klasik müzik dönemlerinin mirasını kullanarak kolektif bir deneyim yaratır. Batı müziğinin armonik derinliği, koro ritüellerinden gelen o "Biz" duygusunu malzemenin içine öyle bir işlemiştir ki, izleyici kendisini o anın içinde değil, o anın kendisi olarak bulur (Adorno, T. W., Aesthetic Theory, s. 160).
Bu noktada sormak gerekir: Müzik bir dil midir? Eğer bir dilse, neden kelimelerin sahip olduğu o net sınırları yoktur? Modern felsefi tartışmalar, müziğin anlamsal bir içeriğinin olmadığını ancak "duyguların dili" olarak bir metafor şeklinde işlediğini savunur (Scruton, R., The Aesthetics of Music, s. 171). Film müziği, bu belirsizliği bir silaha dönüştürür. Görüntü somut ve nettir; ancak müzik soyuttur ve tam da bu soyutluğu sayesinde izleyicinin bilinçaltına sızar. Bir karakterin zihnindeki hezeyanları, rüyaları ya da halüsinasyonları anlatmak için görsel sanatların sınırları zorlanırken, müzik iki katmanlı yapısıyla (sound structure ve image referent) bu ruhsal yarılmayı tek bir tınıyla aktarabilir (Lissa, Z., Estetyka muzyki filmowej, s. 211). Müzik, karakterin duymadığı ancak izleyicinin "ruhunun akustiği" haline gelen o dış sesle, kurgusal gerçekliği psikolojik bir hakikate dönüştürür.
Postmodern çağda bu durum daha da karmaşık bir hal almıştır. Kültür endüstrisinin "kitsch" öğeleri ve tatlı melodileri, izleyiciyi pasif bir tüketiciye dönüştürme riski taşır. Müzik artık bir sanat eseri olarak değil, izleyicinin beklentilerini karşılayan bir "fizyolojik uyaran" olarak kullanılır hale gelmiştir (Kant, I., Critique of Judgment, s. 329). Hızlı tempolu pop şarkılarının ya da kitle müziğinin yüzeyselliği, derin bir estetik deneyim yerine anlık bir sarhoşluk vaat eder. Oysa gerçek film müziği estetiği, izleyiciyi rahatlatmak yerine onu sarsmalı, görüntü ile ses arasında bir kontrpuan (karşıtlık) yaratarak düşünmeye sevk etmelidir. Örneğin, bir şiddet sahnesine eşlik eden huzurlu bir klasik müzik ezgisi, izleyicideki duygusal algıyı öyle bir manipüle eder ki, kişi gördüğü vahşeti estetik bir mesafe ile sorgulamaya başlar. Bu, müziğin yalnızca duyguları taklit etmesi (mimesis) değil, onları yeniden inşa etmesidir.
Zamansal ve mekânsal algımız da bu estetik manipülasyonun bir parçasıdır. Müzik, sinema perdesinin o iki boyutlu düzlemini aşarak bize derinlik ve mesafe hissi verir. Yaklaşan bir orkestranın artan sesiyle uzayın derinliğini hissederken, tarihsel filmlerde kullanılan arkaik tınılarla geçmişin kokusunu içimize çekeriz. Film müziği, nesnel zamanı psikolojik bir zamana dönüştürerek bizi bugünden koparıp karakterin "şimdi"sine hapseder (Lissa, Z., Estetyka muzyki filmowej, s. 151). Bu durum, bir tür "estetik psikoz" hali yaratır; izleyici, gerçekliğin kurallarının askıya alındığı, mantığın yerini ritmin aldığı bir akvaryumda yüzmeye başlar.
Sonuç olarak, film müziği estetiği, izleyicinin duygusal algısını yalnızca manipüle etmekle kalmaz, aynı zamanda ona bir dünya görüşü aşılar.
Bu, bazen modernizmin o rasyonel disipliniyle, bazen postmodernizmin eklektik ve parçalı yapısıyla gerçekleşir. Müzik, görüntü ile kurduğu o diyalektik birlik sayesinde, bize insan deneyiminin teknik bir olgudan çok daha fazlası olduğunu hatırlatır.
Ancak şu soru açık uçlu bir şekilde zihnimizde asılı kalmaya devam eder: Müzik bizi anladığını iddia ederken, biz gerçekten özgür müyüz, yoksa bir ses dalgasının üzerinde sürüklenen duygusal özneler miyiz? Belki de gerçek, o ezginin bittiği ve bizi sessizlikle baş başa bıraktığı o eşikte gizlidir.
Kaynakça
Adorno, T. W. (1997). Aesthetic Theory (G. Adorno & R. Tiedemann, Eds.; R. Hullot-Kentor, Trans.). University of Minnesota Press. (Original work published 1970).
Cupchik, G. (2014). Understanding Aesthetics, Creativity, and the Arts (TR Edition). Routledge / Taylor & Francis Group.
Kant, I. (1987). Critique of Judgment (W. S. Pluhar, Trans.). Hackett Publishing Company. (Original work published 1790).
Kivy, P. (2002). Music, Language, and Cognition: And Other Essays in the Aesthetics of Music. Oxford University Press.
Lissa, Z. (1964). Estetyka muzyki filmowej. Polskie Wydawnictwo Muzyczne. (Turkish context referenced from the source provided).
Scruton, R. (1997). The Aesthetics of Music. Oxford University Press.
-------------------------
müzik5n1k & ai

0 Yorumlar